Ahmed Arif kimdir?

Türk şiirinde önemli bir yer edinen şair Ahmed Arif, vefatının 29’uncu yılında anılıyor. Hayattayken yayımlanan tek şiir kitabı ‘Hasretinden Prangalar Eskittim’ le tanınan Ahmed Arif ‘Hasretinden Prangalar Eskittim’, ‘Ay Karanlık’, ‘Sevdan Beni’, ‘Suskun’ ve ‘Akşam Erken İner Mapushaneye’ adlı şiirlere imza atmıştır. Peki, Ahmed Arif kimdir? İşte Ahmed Arif’in hayatı ve şiirleri…

“Terketmedi sevdan beni/ Aç kaldım, susuz kaldım/ Hayın, karanlıktı gece/ Can garip, can suskun/ Can paramparça…/ Ve ellerim, kelepçede/ Tütünsüz uykusuz kaldım/ Terketmedi sevdan beni…” gibi unutulmaz dizelere imza atan  Ahmed Arif, 21 Nisan 1927’de Diyarbakır’da dünyaya geldi.

Asıl adı Ahmet Önal olan Ahmed Arif, Henüz 2 yaşındayken annesi Sare Hanım’ı kaybetti.

Ahmed Arif, Kerküklü babası Arif Hikmet’in memuriyeti dolayısıyla ilkokulu Siverek’te bitirdi. Diyarbakır’da başladığı ortaokulu Urfa’da tamamlayan Ahmed Arif, yatılı okuduğu Afyon Lisesini ise 1945’te bitirdi.

Şiir yazmaya ortaokul yıllarında başlayan Ahmed Arif’in edebiyata ilgisi Afyon Lisesi’ndeyken iyice arttı. Usta şair, bir açıklamasında şiire ilgisini şu sözlerle aktarmıştı:

“Yıl 1943 olmalı. Taş çatlasa 16–17 yaşındayım. Durmadan şiir yazıyorum. Bir dergi, Seçme Şiirler Demeti adıyla kuşe kağıda basılıyor. Bir sayfanın sol başında Neyzen Tevfik, sağ başında Ahmed Arif. Ben, Neyzen Tevfik’in torunu yaşındayım tabii o zaman, hatta daha da küçük. Bir de 10 lira geliyor bana dergiden, telif hakkı. Düşünün, babam bana ayda 5 lira gönderebiliyor. O yüzden 10 lira büyük paraydı o zaman için.”

Arif’in ilk şiirleri 1942’de Afyon Halkevi yayın organı Taşpınar dergisi ile Millet dergisinde yayımlandı.

Liseden sonra askerlik görevini tamamlayan Arif, 1947’de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümüne kaydoldu. Ahmed Arif, 1948’de Merkez Bankası’nda memuriyete başlayarak hem çalışıp hem okudu.

Şiirlerinin pek çoğu bestelenerek ünlü isimler tarafından seslendirildi

Ahmed Arif bir röportajında “nasıl yazıyorsunuz” sorusunu ise şu sözlerle yanıtlamıştı:

“Yazıyorum denmez buna. Ben şiiri kafamda, yüreğimde bitiriyorum. Sonra bir gün oturup kabataslak kaleme alıyorum. Üç ya da beş yerinde düzeltme yapıyorum. Göze çarpan bir aksaklık varsa ya da yeni bir çağrışım varsa onu değiştiriyorum, o kadar… Bu bakımdan bana halk ozanı derlerse, onur duyarım. Küçümsemem. Hani ne diyorlar, irticalen…”

Oğlu Filinta’nın doğumuyla 1972’de baba olan usta şair, 1977’de gazetecilikten emekli oldu.

Ahmed Arif, 2 Haziran 1991’de kalp yetmezliği sonucu Ankara’da hayatını kaybetti. Cenazesi ertesi gün Maltepe Camisi’nden kaldırılarak Cebeci Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Toplumsal gerçekçi 1940 kuşağının son şairlerinden Ahmed Arif’in ölümünden sonra şiirleri oğlu tarafından derlenerek “Yurdum Benim Şahdamarım” adıyla 2003’te basıldı.

Arif’in şiirlerinin pek çoğu bestelendi ve Ahmet Kaya, Zülfü Livaneli, Fikret Kızılok, Edip Akbayram, Cem Karaca, Moğollar tarafından yorumlandı. Cemal Süreya’ya yazdığı mektuplar “Cemal Süreya’ya Mektuplar”, Leyla Erbil’e yazdığı mektuplar ise “Leylim Leylim” adıyla Arif’in vefatından sonra basılarak okuyucuyla buluştu.

“Şiirindeki anlatım biçimini ve söyleyişi etkileyen, halk dili ve halk şiiridir”

Yakın arkadaşı Cemal Süreya, Ahmed Arif’i şu sözlerle anlatmıştı:

“Doğu Anadolu insanının müthiş malzemesini korkusuz bir lirizm içinde önümüze yığıyor. Sonra bütün Anadolu insanına doğru yayıyor onu. Pir Sultan Abdal’ı, Urfa’lı Nazif’i, Köroğlu’na, Bedrettin’e bağlıyor…

İmge onda sınırlı bir öge değil, bir bakıma şiirin kendisi, bütünü. Öyle ki bütünüyle vardır onun şiiri. Kelimeler ilişkin oldukları kavramları aşan ve daha geniş durumları kavrayan bir nitelik gösteriyor. Şiirin bütünü içinde kullanılmış bazı düz sözler, inanılmaz bir çarpıcılık, bir imge yeteneği kazanmaktadır Ahmed Arif’te. Öte yandan, şiirin içinde birer ikişer kelimelik mısralar halinde akan bu sözler, biçim yönünden de önem kazanmaktadır. Öyle ki, kendiliğinden doğan ve yalnız Ahmed Arif’e özgü gizli bir aruz gibi bu sözlerden bütün şiire bir müzik yayılmakta ya da bütün şiir çekidüzenini onlarda bulmaktadır.”

Şair ve yazar Gülten Akın, usta şairden şöyle bahsetmişti:

“Ahmed Arif’in şiirine, umudun, inceliğin, korkusuzluğun şiiri demişler. Ekleyeceğim; Onun şiiri, onurun ve alçak gönüllülüğün, derinliğin ve yalınlığın bile şiiridir. Bu özellikler sonradan edinilmiş değil, doğulunun geleneksel özellikleridir. Akıl ve yürek bir olmuştur. Hayat, en acı, en umutlu deneylerini sermiştir. O şiirler yazılmıştır. Ahmed Arif’in şiiri baştan sona somut gerçeklere dayanan bir şiir. Zor bir şiir. Ama, tek bir kez kekelemeden, tek bir kez biçim, dil, anlatım sıkıntısı çekmeden, benzetmelerin, imgelerin en özgürünü bula kullana yazmış. Benzersiz bir ozan.”

Şair ve yazar Nihat Behram ise Ahmed Arif’in şiiri için “Şiirindeki anlatım biçimini ve söyleyişi etkileyen, halk dili ve halk şiiridir. Onu bir bakıma sözlü halk şiirinin yazıya geçen ve ufuklarını genişleten bir sıçrama noktası sayabiliriz. Şiirinin yapısında aşiret töreleriyle yetişişinin ve duyarlılığını halk duyarlığından asla soyutlamayışının derin izleri görülür. Şiiriyle günlük yaşantısının aynılığını doğuran da budur. Ahmed Arif’te yaşantıyla şiir bir ince telde korkusuzluk ve umutla birleşir.” ifadelerini kullanmıştı.

0 0 0 0 0 0
  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki içerik:

Halter Sporu Nedir?

Makale gönderim sistemimize hoş geldiniz

Galeri Alanı

828 x 478